AĞUSTOS BÖCEĞİ HİKAYESİ

27/10/2009 · Kategori: Ilginc ve Guzel Hikayeler-Yazilar

AĞUSTOS BÖCEĞİ HİKAYESİ

Şu hikayeye bir de SUNAY AKIN gibi bakalım...

Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir lavrada ortalama  olarak 12 yıl bekler.
Evet, tam 12 yıl. a12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü   adında yazılıdır: Ağustos.
Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.
Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.
Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay...
Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok.

Siz olsanız çalışır mıydınız?

İlginç Bir İntihar

14/9/2009 · Kategori: Ilginc ve Guzel Hikayeler-Yazilar

İlginç Bir İntihar

1998’de bir Fransız oldukça karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip bağladı, ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti.

Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti böylece adam suya düştüğünde asılı kalmadı. Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi) den dolayı öldü.

EN SAÇMA DAVALAR

29/8/2009 · Kategori: Ilginc ve Guzel Hikayeler-Yazilar

EN SAÇMA DAVALAR

AİLE FİLME DAVA AÇTI

1996 senesinde Patsy Ann Byers’in ailesi Oliver Stone, Warner Bros ve Katil Doğanlar adlı filmin yapımında ismi geçen herkese belirsiz bir miktar için dava açtı.

Aile, filmin Sarah Edminson ve Benjamn Darrus’un bir soygun sınrasında Edmonson’un Byers’i bire soygun sırasında vurmasına neden olan bir suç çılgınlığına sebep olduğunu ve onu göğüsten aşağısının felç olmasına neden olduğunu iddia etti. Dava, Haziran 2002’de Louisiana yüksek mahkemesinin Oliver Stone ya da yapımcı şirketin filmi yaparken amaçlarının şiddete yol açmak olmadığını ve bu olaydan filmin sorumlu tutulamayacağını söyleyerek düşürüldü.

BİRA ŞİRKETİNDEN GELMEYEN GÜZEL KADIN

1991 yılında Richard Overton, Budweiser adlı biranın yaratıcı şirketi Anheuser-BUSCH’A 10000 $’LIK DAVA AÇTI.

Nedeni ise, biranın reklamlardaki gibi gerçek hayatta güzel kadınlar getirememesiydi. Overton, moralinin bozulduğunu ve stres olduğunu iddia etti. Ayrıca hayallerinin gerçekleşmesi için sürekli bira içmesiyle de finansal kayba girdiğini iddia etti. Dava reddedildi.

65 MİLYON DOLARLIK KÜLOT

Washington’da hakimlik yapan Roy Pearson, bir aile tarafından işletilen kuru temizleme dükkanına, yıkanması için verdiği külotlarını kaybettiği için 54 milyon dolarlık dava açtı.

Dava, Güney Kore’li işletme sahiplerinin sinirini bozdu ve hakimin barodan ihraç edilmesini talep etti. Dava, bölge hakiminin durumu saçma bulmasıyla düşürüldü. Ancak Pearson temyiz mahkemesine gideceğini söyledi.

HAVAYOLLARI ŞİRKETİNDEN DARLIK DAVASI

2004 yılında Jerome ve Judith O’Callaghan çifti American Airlines adlı havayolu şirketini bindikleri Paris uçağında reklamlarda söyledikleri gibi geniş koltuk arası olmadığı için 100 bin dolarlık tazminat davası açtı.

Çift, dokuz saatlik uçuşun onlarda sırt ve bacak ağrısına yol açtığını iddia etti.

NEDEN TECAVÜZ ETMEMİ ENGELLEMEDİNİZ DAVASI

2002 yılında bir hastanede tedavi gören bir kişiye tecavüz ettiği için Sandusky’de 10 yıllık hapis cezasını çeken bir adam, olayın gerçekleştiği hastaneyi, ‘neden hastanıza tecavüz etmemi engellemediniz’ davası açtı.

Edward Brewer hastaneye 2milyon dolarlık tazminat davası açtı. İddiası ise hastanenin vurdumduymaz omasıydı. Hakim, hastanenin olayla bir ilgisi olmadığını ve Brewer’in suçlu olduğuna karara verdi.

BATMAN, BATMAN’E KARŞI

Türkiye’nin güney doğusunda bulunan Batman şehrinin valisi, Christopher Nolan ve Warner Bros şirketini ‘The Dark Knight’ filmi nedeniyle dava etti.

İddiası ise, filmde şehrin ismini izin almadan kullanmalarıydı.

77′LİK PLAYBOY 19′LUK KIZLA İLİŞKİYE GİREMEDİ DAVA AÇTI

Yaşlı Alman Playboy Rolf Eden, 19 yaşındaki bir kızı, onunla ilişkiye girmediği için dava açtı.

Nedeni ise, kızın ona, çok yaşlı olduğu için ilişkiye giremeyeceğini söylemiş olması. Eden, genç kızı yaş ayrımcılığı yaptığı için dava etti.77’lik Playboy, 19’lık kızla ilişkiye giremeyince dava etti.

KUCAK DANSI DAVASI

2008 yılında otuzlu yaşlarındaki evli bir finans uzmanı, striptiz kulübünü dava etti.

Nedeni ise yaptırdığı kucak dansı sırasında, dansçı kızın ayakkabasının topuğunun gözüne çarpması ve ciddi yaralanmaya yol açması.

FARE BÖLÜMÜNE DAVA

2005 yılında NBC’de yayınlanan reality şov porgramı Fear Factor’un bir bölümünü izledikten sonra Austin Aitken, kanala 2,5 $ milyon tazminat davası açtı.

İddiasıysa “doğranmış fare yiyenlerin kendi psikolojisini bozduğu ve sağlık sorunları çekmeye başlamasıydı” Dava, hakime o kadar saçma geldi ki Aitken, hakim tarafından mahkeme salonundan kovuldu.

BÖBREĞİMİ GERİ İSTİYORUM

Doktor Richard Batista, karısından gelen boşanma davası belgelerinden sonra, ona dört yıl önce verdiği bir böbreğinin parasını istemek için dava açtı.

Doktorun isteği ise 1,5 milyon dolardı.

 

Dünyanın AsırLardır Aradığı 5 Kayıp

12/8/2009 · Kategori: Ilginc ve Guzel Hikayeler-Yazilar

Dünyanın AsırLardır Aradığı 5 Kayıp

İnsanoğlunun en fazla merak ettiği kayıplar arasında ”Nuh’un Gemisi”, ”Atlantis uygarlığı” ve varlığı tartışılan ”Kutsal Kase” geliyor.İşte asırlardır aranın en meşhur 5 yitik.

NUHUN GEMİSİ

Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nda olduğa inananların sayısı hayli fazla. Resmi kayıtlara göre, Nuh’un Gemisi’ni aramak üzere 20 Ağustos 1829′da Ağrı Dağı’nın zirvesine ulaşan ilk araştırmacı Alman bilim adamı Frederic Parrot oldu. Parrot, Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nda bulunduğunu öne sürerek biri Rus, 6’sı Alman 7 arkadaşı ile zirveye ulaştıktan sonra dönüşte, gemiyi bulamadığını ama izlerine rastladığını iddia etmişti.

Ağrı Dağı’na daha sonra da arama tırmanışları gerçekleştirildi. 1916 yılında Vladimir Roskovski adlı bir Rus pilot, Ağrı üzerinden uçarken bir gemi kalıntısı gördüğünü iddia etmiş ve konuyu tekrar gündeme taşımıştı.

11 Eylül 1959′da Milli Müdafaa Vekaletine bağlı Harita Müdürlüğünde görevli binbaşı İlhami Durupınar da Ağrı Dağı’nın 4000-4500 metre yükseklikten çekilmiş fotoğraflarını incelerken Nuh’un Gemisi’ne çok benzeyen bir oluşum var olduğunu ileri sürmüştü.

Nuh’un Gemisi’ni bulmak amacıyla dağa çıkanlardan birisi de aya ilk ayak basan astronotlardan James Irwin oldu. Irwin ve arkadaşları da Nuh’un Gemisi’nin Ağrı Dağı’nda olduğunu ileri sürerek araştırma yapmış ama gemiyle ilgili somut bir bulgu elde edememişlerdi.

KAYIP MEDENİYET ATLANTİS

Sular altında kaldığı söylenen efsanevi ada Atlantis de insanoğlunun en fazla merak ettiği ve bulunması için araştırmacıların çalışma yaptığı en önemli kayıplardan biri olarak dikkat çekiyor.

İspanya’nın güney sahilleri, Girit Adası yakınları, Konya, Kıbrıs ile Suriye arasında Akdeniz’in derinleri gibi birçok değişik bölgede olduğu ileri sürülen medeniyetin izlerini bulmak için yapılan çalışmalar bıkmadan sürdürülüyor.
Bugün birçok insanın varlığına inandığı Atlantis’ten ilk bahseden ise ünlü düşünür Eflatun…. Kaynak olarak Atinalı Solon’u gösteren Eflatun’a göre Atlantis, Cebelitarık Boğazı’nın batısında, Libya’dan daha büyük bir ülke. Eflatun’dan günümüze kadar gelen bilgilere göre, Batı Avrupa ile Libya’yı ezip geçen Atlantis orduları, Atinalıların gösterdiği direnç karşısında gerilemek zorunda kalır ve şiddetli bir deprem sonunda da MÖ 9600′de, bir gece içinde sular altında kalır.

KUTSAL KASE

Dan Brown’ın ”Da Vinci Şifresi” kitabıyla gündeme gelen ve efsaneye göre, Hz. İsa’nın Yahudi ve Romalıların oluşturduğu askeri bir güç tarafından yakalanıp çarmıha gerilerek idam edilmesinden önce havarileri ile yediği son akşam yemeğinde kullandığı veya çarmıha geriliş esnasında Arimatealı Yusuf’un İsa’dan akan kanı doldurduğu bir kasenin varlığına inanlar da çoğunlukta.

Vatikan’ın varlığına inanmadığı Kutsal Kase özellikle Hristiyan araştırmacıların ve hazine avcılarının geçmişte olduğu gibi günümüzde de büyük ilgisini çekiyor. Antakya’da olduğu yönünde iddiaların ortaya atıldığı Kutsal Kase’nin İstanbul’daki Çemberlitaş’ın altında bile olabileceği ileri sürülmüştü.

KAYIP KITA MU

İzlerine tarih içinde pek çok uygarlıkta rastlandığı ifade edilen batık Mu kıtası, insanoğlunun en büyük kayıp meraklarından birisini oluşturuyor.
19. Yüzyılda İngiliz araştırmacı James Churchward kayıp kıta için Orta Amerika’da çeşitli araştırmalar yaparak, konuyla ilgili eserler kaleme aldı.
Bilim dünyası Mu uygarlığının varlığına kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, kıtanın battığı öne sürülen tarihte dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşanması araştırmacılar için her zaman dikkat çekici bulundu.
Atatürk’ün, Churchward’ın Mu kıtasıyla ilgili eserlerini Türkçe’ye çevirtmesi ve Tahsin Bey’i araştırma yapmak üzere Meksika’ya büyükelçi ataması, kayıp kıta Mu’nun Türklerin kökeni açısından da önemli olabileceği düşüncesinden kaynaklanmıştı.

HAZRETİ MUSA’NIN SANDIĞI

Ahit Sandığı veya Tabut-u Sakine olarak adlandırılan Hazreti Musa’nın sandığı da en önemli kayıplar arasında.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rafet Özkan, Hazreti Musa’nın kutsal kitap Tevrat’ı çoğaltarak 12 kabilesine dağıttığının, aslını ise yaptırdığı bir sandıkta korumaya aldığının bilindiğini anlatarak, şunları söyledi: ”Hazreti Musa’nın çeşitli eşyalarının da bulunduğu söylenen sandık, Kudüs’teki mabette koruma altına alınır. MÖ 586 Babil orduları tarafından istila edilen Kudüs’teki mabet yağmalanır ve Hazreti Musa’nın sandığı kaybolur.”

Hazreti Musa’nın sandığının yeraltı mağaralarında saklandığı yönünde bazı görüşlerin bulunduğunu anlatan Özkan, sandığın nerede olduğu ya da akıbeti konusunda somut bir bilgi olmadığını ifade ederek, ”Bu sandığın Antakya’da bir mağarada saklandığı da ileri sürülüyor” diye konuşmus.

 

DEĞERİNİ BİLMEK, KIYMET BİLMEK...

12/8/2009 · Kategori: Ilginc ve Guzel Hikayeler-Yazilar

DEĞERİNİ BİLMEK, KIYMET BİLMEK...

Vaktiyle bir BİLGE HOCA , yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.

İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu derb "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna

bir on lira veririm."

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir PIRLANTAYI, MÜCEVHERİ nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."

Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya

başlar:

"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim." Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu OYUNCAK olarak görenler, Diğer tarafta da PRLANTA, MÜCEVHER diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen Öğrenci büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"

Öğrenci şaşkınlık içinde "Çok şaşkınım efendim. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Kafam karmakarışık " diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap veriri "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden KUYUMCULAR mutlaka vardır.

Mesele KUYUMCU 'yu  bulmak,onun biçtiği değeri dikkate almak gerekir...

 

« Önceki ::

Süper Kazanç Merkezi Web Stats