İncili Çavuş ve Dengesiz Misafir

12/11/2009 · Kategori: Fikra-Mizah

İncili Çavuş ve Dengesiz Misafir
Bir gün bizim incili çavuşun memleketinden tanıdığı birisi İncili’ye misafir olur. Tabi İncili saraydadır. Olacak ya o gün de İncili’nin sarayda vezir vüzera ile sohbet toplantısı vardır. İncili misafiri şöyle bir süzer ve misafirin biraz geveze ve dengesiz olduğunu görür, toplantıya götürmek istemez. Tabi kendisi de gitmez ama toplantılar. İncili olmazsa tatsız olur. Hani kambersiz düğün mü olur derler ya işte bu da öyle. Hemen İncili’ye Padişah adam gönderir ve hemen toplantıya gelmesini söyler. Gelen adama “Benim bugün misafirim var. Beni mazur görsünler ben gelemeyeceğim” der. Adam gider hemen geri gelir, “Misafirini de alıp gelsin dediler efendim”der mecbur kalır gitmeye ama misafire de güvenemez.

Aman hısım bugün bir toplantı var oraya gideceğiz, sana bazı tembihlerim olacak bunlara iyi kulak ver orada hep büyük adamlar vardır. Beni ve kendini mahcup edecek bir hareket yapma,

Bir. Kalkacağın yere sakın oturma, yerini iyi seç.

İki. Üzerine söz düşmezse konuşma, söz arasında zırtaboz (lüzumsuzluk) olma, sana gelecek mahcubiyet bana gelmiş olur.

Üç. Sakın ha istemeden de bir şey verme, aman ha ortamı fazla germe.

der ve kalkıp ayanlar toplantısına giderler. Orada bulunanlar misafire de güleryüz gösterirler. İncili’nin hatırına ama misafir bunu hak bayram sanır gider ta başköşeye oturur: Vezir geldi kalk bakalım, bir geri hoca geldi kalk bakalım, iki geri ağa geldi kalk bakalım, üç geri derken adam kapı ağzını bulmuştur. İncili gerilerde bir yere oturur hiç yerinden kalkmaz. Misafir ilk tembihe uymamış, sanki İncili’yi hiç duymamış. Bizim İncili daha birinci hatayı telafi edeyim diye düşünürken, adam hemen ikinci şoku yaşatır “Arkadaşlar beni hiç sormuyorsunuz ben misafirim, İncili Mustafa Çavuş’un köylüsüyüm, bir de eşeğim var. Biz bununla köyde çok iyi arkadaştık bu ne gidiydi bir bilseniz orada da böyleydi heç bir meclisten geri galmazdı” diye devam edecekmiş ki, orada bulunan ulemadan biri hemen sözünü keser ve sus be densiz adam sorulursa cevap ver, lüzumsuz konuşma diye azarlar. Bu arada toplantı bitmiş sohbet başlamış ortaya yenmek için meyve gelmiş meyvenin arasında birde büyükçe karpuz varmış. Onu kesmeye bıçak yok zanneden, bizim misafir hemen bıçağını çıkarır karpuzu kesecek adama, “Bıçak heriflerde olur işte bıçak” der ve uzatır. Ve çok süslü bir o kadarda güzel gümüş kakmalı saplı olan saldırma bıçağını uzatıverir.

Vezirin birisi bir bakar bıçak yaman, bu bıçağa sahip olmanın hilesini arar. Adama derki: şu bıçağı bana versene. “Alır bu bıçağı nereden buldun” diye misafire sorar o da bu bıçak benim babamın babamdan kaldı bana başına da çok iş geldi. “Boş ver üzümünü ye bağını sorma” deyince vezir “Bu bıçak benim babamın idi babamı öldürenler bu bıçağı almışlar bunun babası benim babamın katilidir, bu adam tez yakalana ve hapise atıla” diye emir verir. Bizim misafiri yaka paça ederler tam götürüp hapse atacaklar İncili “Efendiler burada bir usulsüzlük var, bu adam benim misafirim. Şimdi ben bunu size teslim edemem, mahkeme olmadan delil olmadan bu işler olmaz bunu ben evime götüreyim, yarın size teslim edeyim muhakeme olsun cezası varsa çeksin” der vezir “Olmaz sen bunu götürür buna akıl verirsin şimdi tutuklayacağız” deyince İncili “Vallahi billahi ben bunun şahsına akıl vermem” der misafirini alır evine götürür adamı. “Eşeği bir yemleyelim diye ahıra indirir adama şuraya dur” der ve eşeğin kulağını bir eliyle tutar ve “Ulan be eşek oğlu eşek ben sana kalkacağın yere oturma demedim mi” der ve eşeğe iki fiske vurur. Tekrar kulağını burkar, “ulan be eşek oğlu eşek ben sana söz üzerine düşerse konuş zırtapozluk yapma demedim mi” der iki fiske daha vurur tekrar kulağını eşeğin burkar “ulan be eşek oğlu eşek ben sana istemeden bir şey verme demedim mi” der iki fiske daha vurur yine eşeğin kulağını tutarak “ulan be eşek oğlu eşek yarın seni tutuklayıp mahkemeye çıkaracaklar orada deki bu bıçak benim dedemin katilininmiş babam oğlum böyle bıçak büyük adamlarda bulunur bizde ne arasın amma dedeni öldüren adam düşürmüş gücüm yetip de adamı bir türlü bulamadım derdi işte bu vezirin babası benin dedemin katildir ben de bundan davacıyım de davadan vazgeçmek isterlerse sakın vazgeçme sana ömür boyu yetim aylığı bağlarlar o zaman vazgeç tamam mı eşek oğlu eşeğim” der. Eve çıkarlar ertesi gün adam tutuklanır muhakeme edilir ve İncili’nin söyledikleri tıpı tıpına uygulanır ve Misafire aylık bağlanır vezir İncili’ye sitem eder “Sen adama akıl verdin yoksa adam böyle kendisini savunamazdı” deyince İncili “Vallahi vezir efendi ben onu şahsına bir akıl vermedim ama akşam eşeğini yemlerken eşeğe bazı şeyler mırıldanmıştım. Eşekten öğrendi ise bilemem adam o kadar da anlayışlı değildi” der.

İncili ile Padişah

12/11/2009 · Kategori: Fikra-Mizah

İncili ile Padişah
Bir gün İncili Çavuş zamanın padişahına kırılır. Ortalıktan kaybolur. Her yerde aranmasına rağmen, bir türlü bulunamaz. Padişahın kendisinin nükteli sözlerine ve sohbetine ihtiyacı vardır ama İncili ortalarda görünmez. Padişah adamlarına İncili’yi bulmalarını emreder. Ama ne mümkün incili bulunamaz. Çünkü İncili Çavuş dağda bir Yörük çadırına gitmiş yörüğe yayıkçı (Turfan yayan) olarak çırak durmuştur.
Padişah İncili’yi kendi yöntemi ile bulmaya çalışır. Aklına bir formül gelir. Bir altın saban ile bir de altın boyunduruk (öküzleri tarlada çift sürerken birbirlerine yan yana durmasını sağlayan ve saban ı çekmeye yarayan ağaçtan bir alet) yaptırır, şehrin en işlek yerine koyar, başına da iki adam koyup “Altından yapılmış bu saban ve boyunduruğa halkın fiyat belirlemesini sağlayın. Kim buna fiyat belirlerse onu yakalayın. O ya incilidir ya da onun yerini bilen biridir” der.
Onlar orada dura dursun bizim İncili ormandaki yörük çadırında yayık yaymaya devam eder. Ve çarşıya yağ peynir satmaya gidip gelen yörük ağasına “Çarşıda ne var ne yok?” diye sorarmış?
Ağa o gün “Çarşının tam ortasına bir altın saban ile altın boyunduruk koymuşlar fiyat biçin diyorlar. Onun fiyatı mı biçilir değil mi ağam?” demiş. Bunu duyan İncili ertesi sabah çarşıya hazırlanan ağasına “Ağa bugün o çarşıdaki saban ile boyunduruk olan yere var, deki Nisan ayı yağar da Mayıs ayı öğünürse bu altın saban ile altın boyunduruğun kıymeti biçilmez. Ama Nisan ayı yağıp da (yağmurdan bahseder) Mayıs ayı öğünmezse padişah efendi bunları kırsın kırsın başına çalsın. Allah vermek istemezse alet altın olmuş ağaç olmuş neye yarar, deyiver” demiş.
Ağa da “Oğlum ben bunları nasıl diyeyim. Beni asarlar deyince, sen korkma onların fiyatı odur onlar memnun olurlar”, demiş. Zavallı Yörük, bacağında kocaman şalvarı başında külahı ayağında çarığıyla çarşıda o aletlerin yanına varır “Çekilin ben bunlara fiyat biçeceğim” der. Hemen çekilirler ve yörüğü dikkatle dinlemeye başlarlar. “Arkadaşlar” der Yörük, “Nisan yağar Mayıs övünürse bu altın saban ile altın boyunduruğun kıymeti biçilmez, Nisan yağıp Mayıs ayı öğünmezse padişah bunları alsın da kırıp başına çalsın. Deyiverince apar topar yakalanır ve padişahın huzuruna çıkarılır. Devletlûmuz sizin altın aletlere bu şahıs fiyat biçti çok da acılı konuştu. “İncili Çavuş bu mudur?” deyince Padişah, “Bu değildir ama bu İncili Çavuş’un nerede olduğunu bilir” der. Biraz korkutulup sıkıştırılan yörük efendi “Benim çadırda bir çırak var o ‘bunların pahası budur’ dedi, ben de söyledim” der. padişahın adamları hemen gidip çadırdan inciliyi alıp saraya getirirler huzura çıkarırlar. Padişah İnciliye “Ne oldu İncili saraydan neden kaçtın, çok mu sıkıldın? diye sorar. “Padişahım seni sevmekten bıktım onun için saraydan uzaklaştım” deyince Padişah “İncili sana ceza verecektim, sonra vazgeçtim. Sen biraz zalimsin ama bana da çok lazımsın, ancak seni bir şartla af edeceğim” der. “Nedir padişahım?” diye sorar İncili “Sen bir kabahat işleyeceksin ve akabinde özür dileyeceksin, özrün kabahatinden daha kötü olacak, seni belki o zaman affederim” der ve olay biter.

Saray bahçesinde biraz oturduktan sonra saraya çıkmak üzere hareket ederler. İncili elinde bir fener önde padişah, merdivenlerde yürürken tam merdivenin orta yerinde İncili elindeki kandili söndürür ve döner padişaha, onu iştahla öper. Bir de oh çeker. Padişah “Bre küstah sen ne yaptığını sanıyorsun” deyince “Af edersin devletlum seni Hanım Sultan zannettim” diye cevap verir ve Padişahın söylediği gibi özrü kabahatinden büyük ve kötü olur ancak affedilir.

O sen miydin?

15/9/2009 · Kategori: Fikra-Mizah

O sen miydin?
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.
Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor.
Azraili görüyor ve soruyor: 'Benim saatim geldi mi?'
Azrail cevap veriyor.

' Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var'.
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: 'Yeniden doğmuş gibi daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor.
Cennette Azrail'e soruyor:

'40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o

ambulansın çarpmasını sağlayıp beni öldürttün?'
Azrail cevap veriyor:
-Vooo kıııız o sen miydiiiin ? ben seni tanıyamadım ki..

Hizmetçinin Maaşı

15/9/2009 · Kategori: Fikra-Mizah

Hizmetçinin Maaşı

Hizmetçi maaşına zam ister, evin hanımı sebebini sorar. Hizmetçi:

-3 sebebim var, birincisi sizden daha iyi ütü yapıyorum,deyince evin hanımı kızarak

-Sana bunu kim söyledi? der.

Hizmetçi “beyiniz” cevabını verince kadın tekrar sorar

-İkinci sebep ne?

-Sizden daha iyi yemek pişiriyorum, deyince kadın daha da kızarak

-Olamaz senin benden daha iyi pişirdiğini kim söyleyebilir,deyince hizmetçi

-Onu da beyiniz efendim,der

Evin hanımı öfke içinde,

-Üçüncü sebep neymiş bakalım, diye sorunca hizmetçi

-Yatakta sizden daha iyiyim, cevabını verir.

Evin hanımı adeta köpürerek

-Bunu da mı kocam söyledi? diye sorar

Hizmetçi gayet sakin cevaplar:

-Hayır. Bunu bahçıvan söyledi.

OTOBÜS, MİNİBÜS DİYALOGLARI...

12/9/2009 · Kategori: Fikra-Mizah

OTOBÜS, MİNİBÜS DİYALOGLARI...

Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?

- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

Kadın:

- Kızım dur! Ben vereyim benim ki bozuk zaten...

Kızı:

- Aman ne olacak sanki nasılsa benimki de bozulacak, ben vereyim!

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?

- Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.

- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... ......

 

Yolcu:

- Abi Heykel'e çıkıyo mu?

Şoför:

-Yok abi, yanından geçiyo.

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

 

Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:

- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?

- Ben kız değilim!

- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

 

Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı

aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi.

Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp,

- Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:

- Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve

şoförün bittiği andı.

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?

Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte

güler söylediğine şoför kadını indirirken:

- Buyrun size layık değil ama!

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:

- Müsait bi yerde iner misiniz?

Şoför:

- Niye sen mi kullancan???

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

 

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri

Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:

- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?

Bizim şoför olaya hakim:

- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi...

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

İstanbul’dayız. .. Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın

biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4

... Eleman hala bir umut sordu:

- Kaptan, yer var mı?

Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:

- Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım...

............ ......... ......... ............ ......... ......... ............ ......... .......

 

 

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda

kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse

bindi.Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre

parayı uzattı:

- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?

:) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :) :)

« Önceki ::

Süper Kazanç Merkezi Web Stats